Rektör Prof. Dr. Hamdullah Şevli 2021-2022 YÖK Akademik Yılı Açılış Töreni’ne Katıldı | Van Haber | 65saat | Van Haberleri | Son Dakika VanVan Haber | 65saat | Van Haberleri | Son Dakika Van

20 Ekim 2021 - 04:29

Rektör Prof. Dr. Hamdullah Şevli 2021-2022 YÖK Akademik Yılı Açılış Töreni’ne Katıldı

Rektör Prof. Dr. Hamdullah Şevli 2021-2022 YÖK Akademik Yılı Açılış Töreni’ne Katıldı
Son Güncelleme :

06 Ekim 2021 - 10:08

243 views
YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle YÖK tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “2021-2022 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni”ne katıldı.

Toplu akademik yıl açılış törenine, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay, TBMM Başkanı Sayın Mustafa Şentop, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve devlet erkânının yanı sıra Bakanlar, YÖK üyeleri, ilgili Kurum Başkanları, Büyükelçiler ve bütün üniversite rektörleri ile öğrenciler katıldı.

Törende ilk olarak Prof. Dr. Ali Tüfekçi’nin yönetimindeki İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Senfoni Orkestrası tarafından müzik dinletisi yapıldı. Ardından “Yükseköğretim” başlıklı Türk Yükseköğretimi’nin gelişimini ve şu anki mevcut durumunu anlatan bir video gösterimi gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın açılış konuşmaları gerçekleştirdiği törenin sonunda, YÖK tarafından her yıl, “bireysel ve kurumsal” olmak üzere iki kategoride verilen “YÖK 2021 Üstün Başarı Ödülleri” de sahiplerini buldu.

2021-2022 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüs salgını nedeniyle 2020 yılı Mart ayından beri pek çok alanda olduğu gibi eğitim-öğretim hizmetlerinde de büyük zorluklar yaşandığını anımsatarak, uzaktan da olsa eğitimin devam ettirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Ancak uzaktan eğitimin yüz yüze eğitim öğretim tecrübesinin yerini tutmayacağının açık olduğunu ifade eden Erdoğan, hükümet olarak her kademedeki eğitim kurumlarını belirlenen vakitte faaliyete geçirmek için her türlü tedbiri aldıklarını söyledi.

“2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminde Küresel Vizyonlar Destek Programı”
Küresel düzeyde yaşanan siyasi ve ekonomik dönüşümler ile iklim değişikliği gibi hayati öneme sahip gelişmelerin, yükseköğretimde gelecek 10 yılı hedefleyen güçlü bir vizyon ortaya koyulmasını ve bunu kararlılıkla uygulanmasını zorunlu kıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hem hükûmet olarak bizim sağlayacağımız destekler hem de üniversitelerimizin kendi geliştirecekleri kaynaklarla, böyle bir vizyonu hayata geçirebileceklerine inanıyoruz. Salgın döneminde, sağlıktan sanayiye pek çok alanda, bu konuda gereken altyapıya ve ufka sahip olduğumuzu hep birlikte gördük. Artık taklit ve takip edici olmaktan çıkıp belirleyici ve yönlendirici konuma gelmemiz gereken bir döneme girdik.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte bu adımlardan biri de, ‘2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminde Küresel Vizyonlar Destek Programı’ dediğimiz, Cumhuriyet tarihinde bugüne dek üniversitelere yapılan en büyük mali destek organizasyonudur. Yükseköğretim Kurulunun öncülüğünde hayata geçirilecek bu programla üniversitelerimiz, inşallah ülkemizin, dünyadaki yenilikçi çalışmaların önde gelen merkezlerinden biri olmasına hizmet edecektir. Biz de bu programı bizzat destekleyecek, üniversitelerimizin küresel başarılara imza atmaları için her türlü katkıyı vereceğiz.”

“Gençlerimizin yüzde 15’i değil yüzde 44’ü yükseköğretime ulaşabiliyor”
Erdoğan, Türkiye’de yükseköğretimin uzunca bir süre toplumun sadece küçük bir kesiminin erişebildiği, ayrıcalıklı bir hizmet olduğunu ifade etti. 1990’lı yılların sonunda dahi Türkiye’de 18-22 yaş aralığındaki gençlerin net okullaşma oranının yüzde 15’lerin altında olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “2002 yılında 76 olan kamu ve vakıf yükseköğretim kurumu sayımızı 207’ye çıkardık. Türkiye’de her ilimizin kendi üniversitesinin olmasını sağladık. Üniversite sayısındaki artışa paralel olarak akademik personel sayımız 70 binden 180 binin üzerine çıktı. Aynı dönemde üniversite öğrencisi sayımız da 1,6 milyondan 8,4 milyona yükseldi. Artık 18-22 yaş aralığındaki gençlerimizin yüzde 15’i değil yüzde 44’ü yükseköğretime ulaşabiliyor.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir zamanlar üniversite kapılarından içeri alınmayan genç kızların net okullaşma oranının, erkeklerin 5 puan üzerine çıkmasının eğitim ve öğretimde hak ve özgürlüklerin geldiği seviyenin işareti olduğunu aktardı.
Eğitim ile kalkınma arasındaki güçlü bir ilişkiyi inandıklarını ve bu ilişkiyi kurdukları hatırlatan Erdoğan, “İnsanlarımızın eğitim seviyesi yükseldikçe, bilgi ve kabiliyetleri arttıkça, ülkemizin siyasi, sosyal ekonomik gelişmesi de aynı oranda hızlanmaktadır. Yaygın ve güçlü eğitim kurumlarına sahip ülkelerde refah da artıyor. Yükseköğretim kurumlarının ülke geneline yayılması bu şekilde ortaya çıkacak refahın da adil ve dengeli dağılması anlamını taşımaktadır.” diye konuştu.

“Okul, ilçe veya il çapında bir kapanma kesinlikle düşünmüyoruz”
Konuşmasının başında, üniversitelerin 2021-2022 Akademik Yılı’nın ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılı Mart ayından itibaren koronavirüs salgını dolayısıyla pek çok alanda olduğu gibi, eğitim-öğretim hizmetlerinde de büyük zorluklar yaşandığını dile getirdi.
Uzaktan da olsa eğitimin devam ettirilmesinin önemli olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak, bunun yüz yüze eğitim-öğretim tecrübesinin yerini tutmayacağı açıktır. Hükûmet olarak her kademedeki eğitim kurumlarımızı belirlenen vakitte faaliyete geçirmek için her türlü tedbiri aldık. Eylül ayının başından itibaren okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise seviyesindeki okulları açtık. Millî Eğitim Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız okullarda alınması gereken önlemleri, yapılması gerekenleri belirlediler. Hâlihazırda 71 bin okulumuzun tamamı açıktır. Şu ana kadar sadece iki okulumuzda karantina uygulamasına gidilmiştir” açıklamasında bulundu.

Vaka durumuna göre bazı sınıfların karantinaya alınabileceğini ama okul, ilçe veya il çapında bir kapanmayı kesinlikle düşünmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yükseköğretimde de, bugün hem yeni akademik yılın açılışını yapmanın hem de yeniden yüz yüze eğitim-öğretime başlamanın sevincini yaşıyoruz. Salgın tehdidine karşı gereken tedbirleri almak suretiyle, üniversitelerimizde de eğitim-öğretimin kesintisiz sürmesi konusunda kararlıyız. Tüm planların ve hazırlıkların buna göre yapılmasında fayda görüyorum” diye ekledi.

“Artık belirleyici ve yönlendirici konuma gelmemiz gereken bir döneme girdik”
Küresel düzeyde yaşanan siyasi ve ekonomik dönüşümler ile iklim değişikliği gibi hayati öneme sahip gelişmelerin, yükseköğretimde gelecek 10 yılı hedefleyen güçlü bir vizyon ortaya koyulmasını ve bunu kararlılıkla uygulanmasını zorunlu kıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Hem hükûmet olarak bizim sağlayacağımız destekler hem de üniversitelerimizin kendi geliştirecekleri kaynaklarla, böyle bir vizyonu hayata geçirebileceklerine inanıyoruz. Salgın döneminde, sağlıktan sanayiye pek çok alanda, bu konuda gereken altyapıya ve ufka sahip olduğumuzu hep birlikte gördük. Artık taklit ve takip edici olmaktan çıkıp belirleyici ve yönlendirici konuma gelmemiz gereken bir döneme girdik” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte bu adımlardan biri de, ‘2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminde Küresel Vizyonlar Destek Programı’ dediğimiz, Cumhuriyet tarihinde bugüne dek üniversitelere yapılan en büyük mali destek organizasyonudur. Yükseköğretim Kurulu’nun öncülüğünde hayata geçirilecek bu programla üniversitelerimiz, inşallah ülkemizin, dünyadaki yenilikçi çalışmaların önde gelen merkezlerinden biri olmasına hizmet edecektir. Biz de bu programı bizzat destekleyecek, üniversitelerimizin küresel başarılara imza atmaları için her türlü katkıyı vereceğiz.”

Törende bir konuşma gerçekleştiren YÖK Başkanı Erol Özvar ise üniversitelerin “Akademik Açılış Yılı Töreni”nin son 5 yıldır Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde icra edilmekte olduğunu ve bu törenlerde “YÖK Üstün Başarı Ödülleri”nin tevdi edildiğini hatırlatarak, 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ülkemiz ve memleketimiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diledi.

İki yıla yaklaşan bir süredir dünya genelinde salgının getirdiği yeni hayat biçimi nedeni ile diğer birçok alanda olduğu gibi yükseköğretimde de ciddi ve uzun sürmesi muhtemel güçlükler, değişimler ve yeni eğitim modellerinin ortaya çıktığını belirten YÖK Başkanı Özvar,1 milyar 725 milyonun üzerinde öğrencinin salgın sürecinden etkilendiği ifade etti.

– Son 20 yılda yükseköğretimdeki büyük dönüşüm
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği destekler ile son yirmi yılda üniversitelerimizde fiziksel alt yapı sorunlarının büyük ölçüde mükemmel bir şekilde yoluna konulduğunun, buna paralel olarak her geçen sene daha fazla sayıda öğrencinin yükseköğretime ulaşabilme imkanına kavuştuğunun altını çizen Özvar, “2010 yılında 3 milyon 480 bin öğrenci sayımız 2021’de 8 milyon 241 bine ulaşmıştır. Üniversiteli gençlerimizin yarısı kız öğrencilerden oluşmaktadır. Yükseköğretim kurumlarımızda eğitim ve öğretim imkanından sadece Türk öğrencileri değil, aynı zamanda sayıları yaklaşık 250 bini bulan uluslararası öğrenciler de yararlanmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak üniversitelerimizde toplam öğretim elemanı sayımız ise son 10 yılda yüzde 80 artarak 102.682’den 181.272’ye ulaşmıştır. Artan talep karşısında bir yanda programlarının kalitesinden ödün vermeden öğretim alanını zenginleştirmek diğer yanda ihtiyaç duyulan yüksek profilli öğretim elemanı sayısını artırmak gibi zor fakat birbirini tamamlayan iki misyonu başarmak zorundayız.” dedi.

– AR-GE yürüten kadın araştırmacı oranı Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasının üzerinde
Kurumlarımızın günümüz şartlarında bu faaliyetlerini paydaşları olan kamu ve özel sektör ile iş birliği içerisinde yürütmeye ve bu aktörler ile karşılıklı etkileşim içinde bulunmaya kararlı olduklarını dile getiren YÖK Başkanı Özvar, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Bugün üniversite-kamu-özel sektör işbirliğine dayalı yürütülen ortak proje ve araştırmalar, ulusal ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan teşvik ve destekler sayesinde heyecan verici boyutlara ulaşmıştır. Son yıllarda başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere bakanlıklar ile bağlı kuruluşların sağladıkları fonlar sayesinde 2020 yılında üniversitelerimiz ve birlikte çalıştıkları sektörler, yürüttükleri araştırma projeleri için 623 ulusal ve uluslararası fon kuruluşundan teşvik ve destek alarak AR-GE ve yeniliklere dayalı 12.358 proje ve araştırma yürütmüşlerdir. Bunlara ilaveten daha nitelikli AR-GE çalışmaları ortaya koyabilmeleri için izleme ve iyileştirme mekanizmalarını kurmaları ve bu zorlu teknolojik yarışta nitelikli insan kaynağı çalışmalarını doğru yönetmeleri üniversitelerimizden beklentimizdir. Sayın Cumhurbaşkanım, burada dikkat çekici bir gelişmeyi vurgulamak gerekir: Üniversitelerimizde AR-GE çalışmalarını yürüten kadın araştırmacıların oranı biraz önce videoda da izlediğiniz gibi Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasının üzerine çıkmıştır.

Bilişim dünyasındaki nesnelerin interneti, yapay zeka, büyük veri ve robotik gibi yazılım ve dijital teknolojilerin imkanlarından faydalanarak sağlık, hukuk, güvenlik, tarım, gıda ve eğitim gibi alanlardaki çağdaş sorunları çözmeyi hedefleyen bir strateji ile toplumsal dönüşüme yön vermeye çalışıyorlar. Yapılan gözlemler gösteriyor ki bütün bu süreçlerin gelişmesine ve kitlelere yayılmasına katkı sağlayacak en önemli unsurlardan biri, sensör ve yazılımlar aracılılığıyla dünyanın dört bir yanından toplanan devasa boyutlu verilerin oluşturduğu büyük veri teknolojisidir. Yükseköğretim Kurulu olarak yeni dönemde çağın en önemli gücü olan bilginin ve hızla değişen teknolojinin temelini oluşturan büyük verinin kullanımını öne alacağız.”

– Mezunlarının istihdamlarını yakından izleyen bir yönetim anlayışı
Avrupa Yükseköğretim Alanında en yüksek öğrenci sayısına sahip Türk yükseköğreniminde 8 milyonu geçen genç bir kitleyi geleceğe hazırlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin üniversiteleri, bütün dünyada olduğu gibi toplumsal değerlere duyarlı, sektörel gelişmeleri takip eden ve 21. yüzyılın öğrenci taleplerini doğru değerlendiren kurumlar olmak durumundadır diyen Özvar, bu bağlamda olmak üzere, yeni dönemde bir diğer önemli önceliklerinin; Türkiye’de iş gücü piyasasını da göz önüne alarak, üniversitelerimizin kendi mezunlarının istihdamlarını yakından izleyen bir yönetim anlayışını harekete geçireceklerinin altını çizdi. YÖK Başkanı Özvar, nitekim 2014-2023 Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi Türkiye’nin gelişmiş ekonomiler arasına girebilmesi için işgücü piyasalarında etkinliği tesis etmeyi, piyasaların beklentilerini karşılayacak beceri ve yetkinlikte insan yetiştirmeyi ve istihdam oranlarıyla emek verimliliğini yükseltmeyi hedef olarak belirlediklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2021 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı’nda yer verdiği ve OECD tarafından da örnek bir uygulama olarak gösterilen “staj seferberliği” ile 81 ilimizde 44 bin 452 lisans ve önlisans öğrencimiz fırsat eşitliği kapsamında kamu kurumlarında stajlarını tamamladıklarını paylaşan Özvar, Yükseköğretim Kurulu olarak istihdam için, klasik üniversiter eğitim anlayışımızın dışında, hem sırada, hem sahada eğitim-öğretimi güncele hızla taşıma ve yönlendirmenin temel hedeflerinden biri olacağını sözlerine ekledi.

– Dünyanın önde gelen yükseköğretim kurumları ve bilim insanlarıyla daha yakından etkileşim dönemi
Yükseköğretim sistemimizdeki uluslararası öğrenci sayısı dikkate alındığında dünyada uluslararası öğrenci kabul eden ilk 10 ülkeden biri olduklarına dikkat çeken YÖK Başkanı Özvar ve Avrupa yükseköğretim alanında ise İngiltere, Almanya, Fransa ve Rusya’dan sonra beşinci sırada yer aldıklarını hatırlattı. 2023 yılı hedeflerine varılması bakımından üniversitelerimizin yetiştirdiği uluslararası öğrenci sayısını akademik standart ve kaliteden ödün vermeden artıracaklarına inancını belirten Başkan Özvar, “Uluslararasılaşma bakımından başarmamız gereken önemli bir hedefimiz daha bulunmaktadır. O da dünyanın önde gelen yükseköğretim kurumları ve bilim insanlarıyla daha yakından etkileşime girmektir. Bilim insanlarımızın küresel ölçekte daha nitelikli yayın yapabilmeleri ve üretkenliklerini arttırabilmeleri için uluslararası saygınlığı olan yabancı meslektaşlarıyla birlikte çalışmalarını sağlayacak kurumsal imkan ve alt yapıları inşa etmeliyiz.” diye konuştu.

Uluslararasılaşmanın aynı zamanda bilimsel üretkenliği geliştirmenin en etkin ve stratejik yollarından biri olduğuna dikkat çeken YÖK Başkanı Özvar konuşmasına şu şekilde devam etti: “Gururla ifade etmek isteriz ki Türk Yükseköğretim sistemi, bugün küresel iddia taşıyan üniversiteleri ve aynı zamanda üstün nitelikli bilim insanlarını içinde barındıran bir konuma ulaşmıştır. İzninizle konuşmamın bu bölümünde sayısal verilerle üniversitelerimizdeki bir kısım bilimsel çalışmaları arz etmek isterim: 2000’li yıllarda Türk bilim dünyası, nitelikli uluslararası yayınlar bakımından 209 ülke arasında 6.985 bilimsel yayın ile 27. sırada iken, 2020’de 62.545 yayın sayısı ile 17. sıraya, gene 2000’deki yayınlarımızın dünya bilimine etkisi 0,76 iken 2020’de 0,86’ya yükselmiştir. Yakın gelecekte, gerek öğretim elemanı başına düşen bilimsel yayın sayısı gerekse toplam bilimsel doküman hacmi bakımından yükseköğretim kurumlarımız daha üst sıralara çıkacaktır. Bu dönemde Yükseköğretim Kurulu olarak üniversitelerimize yönelik geliştireceğimiz proje ve teşvik mekanizmaları üniversitelerimizin kalite standartlarını, istihdam ilgilerini, akademik performansını ve bilimsel üretkenliklerini esas alacaktır. Üniversite yöneticilerimizden beklentimiz diğer kurumlara nispetle rekabetçi üstünlük oluşturabilecekleri alanlarda kurumlarını bu kriterler vasıtasıyla takip etmeleri ve değerlendirmeleridir. Üreten, nitelikli yayın yapan ve kalite güvencesi sağlayan kurumlarımız inanıyoruz ki pek çok bakımdan küresel ölçekte saygınlıklarını artıracaktır.”
Ülkemizin dünyada söz sahibi olması, gelişmeleri yönlendiren güçlü bir ülke olması için olağanüstü çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden YÖK Başkanı Özvar, “Güçlünün değil haklının yanında olan bir Türkiye dünyadaki mazlum milletlerin sesi oldu. Üniversitelerimiz de iki temel başlıkta bu süreci desteklemeyi kendilerine borç bilmektedirler. İlki geleceğimizin teminatı olan gençleri çağın gereklerine uygun yetkinliklerle donatmak ve yetiştirmektir; ikincisi ise bilim ve teknoloji alanında sahaya yön veren bir ülke olmak adına nitelikli beşeri sermayelerini ve güçlü araştırma kapasitelerini etkin, verimli ve planlı olarak kullanmaktır.” dedi.
Üniversitelerimizin uluslararası bilim dünyasında söz sahibi olacak güçte ve nitelikte olduğunu yineleyen YÖK Başkanı Özvar, bu kapasiteyi görünür kılmak için ellerinden geleni yapacaklarını söyleyerek konuşmasını tamamladı.

Açılış konuşmalarının ardından, üniversitelerdeki bilimsel araştırma ile gerçekleştirilen çalışmaları, projeleri, tezleri ve topluma hizmet faaliyetlerini teşvik etmek amacıyla YÖK tarafından ilk kez 2017-2018 eğitim öğretim yılında verilen “YÖK 2021 Üstün Başarı Ödülleri”, ödül almaya hak kazanan akademisyenlere ve üniversitelere verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilen ödüller, “bireysel ve kurumsal” olmak üzere iki kategoride sahiplerini buldu.

“YÖK 2021 Üstün Başarı Ödülleri” kapsamında “Bireysel Ödüller”, Sosyal ve Beşeri Bilimler Kategorisinde, Fen ve Mühendislik Bilimleri Kategorisinde, Sağlık Bilimleri Kategorisinde sahiplerini buldu.

“YÖK 2021 Üstün Başarı Ödülleri” kapsamında “Kurumsal Ödüller” ise, Yerel Kalkınmaya Katkı Ödülü, Uluslararası İşbirliği Ödülü, Üniversite-Sanayi İşbirliği Ödülü ve Topluma Hizmet Ödülü ​kategorilerinde sahiplerini buldu. ​